top of page

Mesele Enerji Meselesi

"Travmatik semptomlar olayın kendisi tarafından "tetiklen dikleri" için meydana gelmezler. Bu belirtiler donan ve böylece çözülüp boşalamayan enerjinin tortularından kaynaklanırlar; söz konusu enerji bedenimize ve ruhumuza zarar verebileceği bir yer olan sinir sistemimizde kapana kısılıp kalır. Bahsi geçen içinden geçme sürecini tamamlayamayıp, "hareketsizlik" ya

da "donma " halinden çıkamadığımızda, TSSB 'ye dair (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) uzun vadeli, insanı telaşlandıran, zayıf düşüren ve çoğunlukla bize tuhaf gelen semptomlar geliştiririz.



Bu enerjinin gücünü gözünüzde canlandırmak için, partnerinizle seks yaparken tam orgazma ulaşacağınız anda dışsal bir gücün aniden sizi durdurduğunu düşünün. Şimdi bu engellenme hissini yüzle çarpın, böylece insan hayatını tehdit eden bir deneyimin oluşturduğu enerjiye bel ki bir miktar yaklaşabilirsiniz. Tehdit altındaki bir insan ( ya da antilop) bu tehditle başa çıkmak için harekete geçen bu enerjinin tamamını boşaltmak zorundadır, aksi takdirde travma kurbanı olur. Bu enerji tortusu öyle basitçe çekip gitmez. Bedenin içine yerleşir ve genellikle çok çeşitli bir yelpazeye dağılan türlü türlü semptomlar oluşması konusunda zorlayıcı olur. Örneğin, anksiyete, depresyon ve psikosomatik veya davranışsa! sorunlar bu semptomlar arasındadır. Bu semptomlar organizmanın boşalmamış enerji tortularını kapsamak (ya da tutmak veya taşımak) için başvurduğu bir yöntem ya da yoldur. Hayvanlar bütün bu sıkışan enerjiyi doğa içinde içgüdüsel olarak boşaltabildiklerinden ya hiç semptom geliştirmez ya da çok nadir olumsuz semptom geliştirirler. Biz insanlar bu arenada onlar kadar usta ya da hünerli değiliz. Söz konusu yüklü güçleri serbest bırakmayı başaramadığımızda travma kurbanı oluyoruz. Genellikle başarısızlıkla sonuçlanan enerjiyi boşaltma girişimlerimiz sayesinde de aynı enerjiye takılı kalıyoruz. Tıpkı bir ateş böceğinin ateşe çekildiği gibi biz de bilmeden tekrar tekrar travma tuzağından bizi kurtarma olasılığı

bulunan durumlar yaratabiliyoruz ama doğru araç gereç ve kaynaklara sahip olmadığımızdan birçoğumuz başarısız oluyoruz. Ne yazık ki sonuçta birçoğumuz korku ve anksiyete

yüzünden kalbura dönüyor ve asla kendimizi bu dünyada tam olarak evimizde hissedemiyor, kendi kendimizle rahat olamıyoruz. Savaşta yaralanan birçok gazi ve tecavüz kurbanı bu

senaryoyu fazla iyi bilir. Bu insanlar aylarını hatta yıllarını deneyimlerini anlatmaya, kendilerini rahatlatmaya, öfkelerini, korkularını ya da kederlerini ifade etmeye ayırsalar bile, o ilk "hareketsizlik ya da donma tepkisinin" içinden geçmeden ve enerji tortularını boşaltmadan büyük olasılıkla çoğunlukla travma labirentinin içinde sıkışıp kalır ve strese maruz kalmayı

sürdürürler. Neyse ki, travma semptomlarını yaratan aynı yoğun enerjiler olması gerektiği gibi devreye sokulup harekete geçirildiklerinde, travmayı dönüştürüp bizi iyileşmenin, hakimiyetin ve bilgeliğin yeni irtifalarına taşıya biliyorlar. Çözülen travma, bizi doğal dünyanın met cezrine, armonisine, sevgisine ve şefkatine geri döndüren harika bir armağandır. Son yirmi beş yılını neredeyse muhtemel her alanda travmatize olmuş bireylerle çalışarak geçirmiş biri olarak, biz insanların travmanın zayıflatıcı etkilerini gidererek iyileşme konusunda sahip olduğumuz doğal kapasitemizin sadece kendimizi iyileştirmekle

sınırlı olmayıp dünyayı da iyileştirebildiğine inanıyorum."

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

©2021, Reiki Destek Hattı tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page